5. Ceza DairesiYargıtay

Zimmet Suçunda Değer Azlığı / Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma

E. 2020/4780, K. 2021/2194 nolu 29.4.2021 tarihli 5. Ceza Dairesi kararı.

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Katılan Hazine vekilinin temyiz talebinin sanık … hakkında verilen beraat hükmüne yönelik olduğu gözetilerek yapılan incelemede;

Zimmet Suçu Hakkında Yargıtay Kararı

Ortaca Ziraat Odasında tahsildar olarak görev yapan sanıklardan …’ın mükerrer tahsilat makbuzu düzenlemek, bilgisayar veri tabanından makbuz kayıtlarını silerek tahrif etmek, tahsilat makbuzlarını kayıtlara farklı geçirmek gibi hileli yöntemleri kullanarak 01/01/2007-28/02/2007 dönemi içinde 11 adet makbuzla tahsil ettiği 530 TL’yi mal edindiği, kişisel bilgisayar malzemesi alımı için İdeal Bilgisayar firmasına 1.572,94 TL parayı Oda hesabından ödettiği, bu sanığın ve Oda görevlisi olup tahsilat yetkisi verilen sanık …’ın üyelerden tahsil edilen paralardan toplam 33.926,26 TL’yi banka hesabına yatırmayarak birlikte mal edindikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı;

27/01/2009 tarihli teftiş raporuna göre Oda’nın muhasebe kayıtlarının sanık … tarafından tutulduğu, para tahsilatı, belge düzenlenmesi ve benzeri her türlü işi ortak yaptıkları, her iki sanık tarafından tahsil edilen ve banka hesaplarına yatırılan miktarlar arasında fark bulunduğu, söz konusu farkın içinde sanıkların tahsil ettikleri paraları bankaya yatırmadan önce Oda ile ilgili olarak yapılan giderlerin de bulunduğu, kimin ne kadar para tahsil ettiği kayıtlardan anlaşılmakla birlikte harcamaların kim tarafından yapıldığı kayıt altına alınmadığından kasa açığının gerçek sorumlusunun kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı, her iki personelin de sorumlu olması gerektiği yönünde görüş bildirildiği halde kovuşturma evresinde alınan 27/04/2011 tarihli bilirkişi heyet raporunda sanık …’a verilen tahsilat görevi bulunmadığından ve adı geçen Oda muhasebe kayıtlarını işleyen büro elemanı olarak görevli olduğundan, bu sanık yönünden herhangi bir suçun unsurlarının oluşmadığı; haksız şekilde mal edindiği bir Oda parasının mevcut olmadığının ifade edildiği, bu itibarla raporlar arasında çelişki bulunduğu, söz konusu isnat ile ilgili olarak eski yönetim kurulu üyelerinin aralarında para toplamak suretiyle 08/03/2007 tarihinde 33.950 TL geri ödemede bulundukları, sanık …’a makbuzlara imza koyma yetkisi verilmesine dair Oda Yönetim Kurulunun 15/06/1990 tarihli ve 20 sayılı Kararının onaylı bir suretinin dosya arasında mevcut olduğu, sanık … ve müdafin söz konusu açığa ilişkin sorumluluğun Oda başkanı, muhasibi ve muhasebecisine ait olduğu, sanık … ve müdafin ise Oda’nın tüm işlerinin sanık … tarafından yürütüldüğünü, yönetim tarafından bu sanığın emir ve talimatlarına göre hareket etmesi gerektiğinin ifade edildiğini, sanığın tahsil ettiği paraların bir kısmı ile harcamalar yaptığını, bir kısmını sanık … ve yönetime teslim edip geri kalanı bankaya yatırdığını, kasadan ödenen faturalar üzerine sanık tarafından el yazısı ile ödendiğinin yazıldığını savunarak, harcamalara ilişkin gider belgeleri sundukları ve tanık listesi bildirdikleri anlaşılmakla; savunma tarafından bildirilen tanıkların dinlenmesi, sanık … tarafından faturalar üzerine el yazısı ile ödendiği belirtilen gider belgelerinin temini, gerektiğinde yazıların aidiyeti hususunda kriminal inceleme yaptırılması, suç dönemine ilişkin giderlere dair ödemelerin kim tarafından ne şekilde yapıldığının detaylıca araştırılması sonrasında, dosyanın kül halinde Sayıştay emekli denetçilerinden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetine tevdi ile mevcut raporlar arasındaki çelişkileri gideren, kasa açığının ne şekilde oluştuğunu, her bir sanığın buna ilişkin sorumluluğunu belirleyen rapor alınmak suretiyle sanıkların hukuki durumlarının ayrı ayrı takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hükümler kurulması,

5271 sayılı CMK’nin 225/1. maddesinin “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir” düzenlemesi karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının mümkün olmadığı, davanın dayanağı olan Muğla C. Başsavcılığının 22/01/2010 tarihli ve 2010/153 Esas sayılı iddianamesinde 27/01/2009 tarihli teftiş raporunda yer alan diğer isnatlara yer verilmediğinden bu hususlarda kamu davası açılmadığı halde kovuşturma evresinde alınan 27/04/2011 tarihli bilirkişi heyet raporunda, teftiş raporunda yer alan tüm isnatlar yönünden değerlendirme yapılmak suretiyle zimmet miktarının 38.160,26 TL olarak belirlendiği, hükmün gerekçe kısmında söz konusu raporun hükme esas alındığı ifade edilmesine rağmen sanık … tarafından kovuşturma evresinde geri ödenen 6.462 TL zimmet miktarı olarak kabul edilerek bu sanık hakkında “Sanığın 01/01/2007-28/02/2007 tarihleri arasında düzenlenen 11 adet tahsilat makbuzu karşılığında tahsil ettiği toplam 530 TL’i zimmetine geçirdiği” ve “2004-2005-2006 yıllarında çiftçilerden tahsil edilen paraların Oda’nın banka hesabına eksik yatırılması sonucunda 31/12/2006 tarihi itibarıyla ortaya çıkan 33.926,26 TL kasa açığını sanık … ile birlikte mal edindiği” isnatları ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmaması, bu isnatların da sübutunun kabulü halinde bunlara ilişkin geri ödemeler eski yönetim kurulu üyeleri tarafından yapıldığından, sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılmasının mümkün olmadığının gözetilmemesi,

SONUÇ

Kabule göre de;

Suç tarihindeki ekonomik koşullar ile Dairemiz uygulamalarına nazaran sanık …’ın zimmetine geçirdiği kabul edilen 6.462 TL’nin değer azlığı sınırında kaldığı ve sanık hakkında TCK’nin 249. maddesinin uygulanması gerektiğinin nazara alınmaması,

TCK’nin 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği kabul edilen sanık … hakkında, aynı Kanun’un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanması yerine infazda tereddüt oluşturacak şekilde süre belirtilmeksizin ve hangi hak ve yetkiye ilişkin olduğu gösterilmeksizin “…hükmolunan cezasının yarısından bir katına kadar 53/1. fıkradaki hak ve yetkilerin kullanılmasından yasaklanmasına” karar verilmesi,

Kanuna aykırı, katılan Hazine vekilinin ve sanık … müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, mahkumiyet hükmü yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla hükümlerin 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK’un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 29/04/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün